Trafik Kazaları Maddi Tazminat Davaları

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2010/7930
Karar No.
2010/10884
Tarihi
04.11.2010
İLGİLİ MEVZUAT
4857-İŞ KANUNU (İK)/7
KAVRAMLAR
TRAFİK İŞ KAZASI SONUCU MALÜLİYETTEN DOĞAN TAZMİNAT
İŞVERENİN SORUMLULUĞU
TAŞIMA İŞİ
İŞ KAZASI SONUCU ZARAR
BEDEN GÜÇ KAYBI
ÖZET
DAVACI, TRAFİK İŞ KAZASI SONUCU MALÜLİYETİNDEN DOĞAN MADDİ TAZMİNATIN ÖDETİLMESİNE KARAR VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. İŞVERENİN İŞİNİN GÖRÜLMESİ İÇİN SİGORTALILARIN İŞİN GÖRÜLECEĞİ YERE EMNİYETLİ VE GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE GÖTÜRÜLÜP GETİRİLMELERİ İŞVERENİN YÜKÜMÜNDE OLAN BİR SORUMLULUKTUR. İŞVEREN BU GÖREVİNİ KENDİ ARAÇ VE İŞÇİSİYLE YAPABİLECEĞİ GİBİ BAŞKASINA AİT ARAÇ VE İŞÇİ İLE DE YERİNE GETİREBİLİR. TAŞIMA İŞİNİN İŞVERENİN NAM VE HESABINA YAPILMASI DURUMUNDA, İŞÇİYE KARŞI SORUMLULUK DOĞRUDAN İŞVERENE AİTTİR.
Davacı, trafik iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : Dava, 29.9.2005 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda cismani zarara uğrayan davacının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davalı iş verenin kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.10.2004 tarihli giriş bildirgesiyle dava dışı İnsan Gücü İnsan Kaynakları Eğitim ve Danışmanlık Limited Şirketi tarafından işe alındığı, bu şirketin isteyen firmalara bordro danışmanlığı, istihdam danışmanlığı ve elaman temini gibi hizmetler verdiği ve davalı şirketle aralarında işci teminine ilişkin 2.8.2004 tarihli sözleşme bulunduğu, davacının bu sözleşme kapsamında davalı firmaya ait Cendere Mevkii RBS Sitesi Ayazağa /Şişli adresinde bulunan depoda mal teslimi yükleme boşaltma işlerinde çalıştığı, davalı şirketin işçi taşıma işlerini dava dışı Transay Ltd. Şirketine verdiği, 29.09.2005 olay tarihinde davacının servis aracı ile işe giderken servis aracının karıştığı trafik kazası sonucunda yaralandığı, olayın SGK.’ca iş kazası olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık zarara uğrayan sigortalının bindiği aracın davalı işveren şirkete ait olmamasına ve araç şoförü ile davalı işveren arasında hizmet akdi bulunmamasına karşın, meydana gelen zararlandırıcı olaydan davalı işverenin sorumlu olup olmayacağı noktasındadır.

4857 sayılı İş Yasası’nın 7. maddesinde “İşverenin devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi; holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisinin gerçekleşmiş olacağı, bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini, iş sözleşmesini geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olacağı, geçici iş ilişkisi kurulan işverenin işçiye talimat verme hakkına sahip ve işçiye sağlık ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlü olduğu, işçinin işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu zarardan geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı sorumlu olacağı, işverenin ücret ödeme yükümlülüğünün devam edeceği, geçici iş ilişkisi kurulan işverenin işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden işveren ile birlikte sorumlu olduğu, işçinin diğer hak ve yükümlülüklerine ilişkin bu Kanundaki düzenlemelerin geçici iş ilişkisinde uygulanacağı bildirilmiştir.

Geçici iş ilişkisi ( Ödünç İş İlişkisi ) 4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen yeni bir sözleşme türüdür. Üçlü bir şekilde ortaya çıkar. Şirketler topluluğunda veya holdinglerde vasıflı işgücü ihtiyacının karşılanmasına yöneliktir. Buna göre, işveren devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur.

4857 sayılı Yasa’nın 7/1. maddesinde geçen “Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur.” hükmünden de anlaşılacağı üzere ödünç iş ilişkisinin temeli, işveren ( ödünç veren işveren ) ile işçi arasında önceden kurulmuş bir iş sözleşmesi ilişkisidir. İşçinin ödünç veren işvereni ile iş ilişkisi devam eder. Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı süre içinde işçiyi gözetme borcundan, ödünç veren işveren ile birlikte sorumludur. Bu bağlamda 4857 sayılı Yasa’nın 7. maddesi, işçiyi gözetme borcu açısından, her iki işvereni birlikte sorumlu tuttuğundan müteselsil sorumluluk gündeme gelecektir.

İşverenin işinin görülmesi için sigortalıların işin görüleceği yere emniyetli ve güvenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri işverenin yükümünde olan bir sorumluluktur. İşveren bu görevini kendi araç ve işçisiyle yapabileceği gibi başkasına ait araç ve işçi ile de yerine getirebilir. Taşıma işinin işverenin nam ve hesabına yapılması durumunda, işçiye karşı sorumluluk doğrudan işverene aittir.

Davacı sigortalı araçta yolcu olup kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığından, ödünç alan işveren konumunda bulunan ve taşıma işini yaptıran davalı şirketin davacı sigortalının taşıma işi sırasında gerçekleşen bu iş kazası sonucu oluşan zararının tümünden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda işin esasına girilerek, davacının beden güç kaybının SGK.’ca belirlendiğine ilişkin dosyada bir belge bulunmadığından, SGK’nun ilgili İl Müdürlüğünden davacının sürekli iş göremezlik derecesinin belirlenip belirlenmediğini sormak, belirlenmemiş ise davacıya sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi için SGK.’na müracaat etmesi için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , , | Yorumlar Kapalı

Ferdi Kaza Koltuk Sigortası Poliçesinden Ödenen Para Maddi Tazminattan İndirilemez

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2009/14654
Karar No.
2010/12063
Tarihi
25.11.2010
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/45
6762-TÜRK TİCARET KANUNU ( TTK )/1321
KAVRAMLAR
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
TRAFİK KAZASI NEDENİYLE DESTEĞİN ÖLÜMÜ
FERDİ KAZA KOLTUK SİGORTA POLİÇESİ
ÖZET
DAVA, TRAFİK KAZASI NEDENİYLE DESTEĞİN ÖLÜMÜNDEN KAYNAKLANAN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI VE MANEVİ TAZMİNATIN ÖDETİLMESİ İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. FERDİ KAZA KOLTUK SİGORTA POLİÇESİ KAPSAMINDA ÖDENEN PARA DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATINDAN İNDİRİLEMEZ
Davacı M. B. ve diğerleri vekili tarafından, davalı R. Ö. ve D… Gıda Mak. San. Tic. Ltd. Şti aleyhine 08/09/2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Öteki temyiz itirazlarına gelince;

a ) Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın ödetilmesi istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece benimsenen 19.02.2009 günlü bilirkişi raporunda, A… AŞ tarafından ferdi kaza koltuk sigorta poliçesinden ödenen 10.000,00 TL, hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatından indirilmiş ise de ferdi kaza sigorta sözleşmesinde yolcunun ölümü halinde sigortacı; bir ( para tutarı ) meblağ sigortası bedeli olan ölüm tazminatını can sigortası ilkeleri uyarınca aynen öleninin yasal mirasçılarına ödeme yükümlülüğü altındadır.

Bu nedenle ferdi kaza koltuk sigorta poliçesi kapsamında ödenen 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatından indirilemez.

Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

b ) Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 13.05.2009 günlü yazısından; iş kazası kolundan davacılar M. B.’a 23.766,23 TL, E. B.’a 7.493,79 TL, H. B.’a 6.762,25 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı anlaşıldığı halde yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda, tüm davacılar için daha fazla peşin sermaye değerli gelir bağlanmış gibi hesaplama yapılarak, hesaplanan tazminattan daha fazla indirim yapılması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2/a ve b ) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged | Yorumlar Kapalı

Araç Satışının Noterden Yapılmaması Trafik Kazası

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2010/20021
Karar No.
2011/798
Tarihi
24.01.2011
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/41
KAVRAMLAR
TRAFİK KAZASINA DAYALI HASAR TAZMİNATI TALEBİ
HARİCEN SATILAN ARACIN TRAFİK KAZASI YAPMASI
HUSUMET
ARAÇ SÜRÜCÜSÜNÜN TESPİTİ
ÖZET
DAVA, KAZA TARİHİNDEKİ KAYIT MALİKİNE VE SÜRÜCÜYE YÖNELTİLMİŞTİR. DAVADA TARAF DURUMUNDA BULUNMAYAN VE DAVALI SÜRÜCÜNÜN BABASI OLAN ÜÇÜNCÜ KİŞİ, ARACI HARİCEN SATIN ALDIĞINI VE OLAY SIRASINDA KENDİSİNİN SÜRÜCÜ OLDUĞUNU BELİRTMİŞSE DE NOTERDEN DEVİR YAPILMAMASI NEDENİYLE KAYIT MALİKİ OLAN DAVALININ İŞLETEN OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR. SÜRÜCÜNÜN KİM OLDUĞU İSE TARAFLARIN KANITLARINA GÖRE BELİRLENMELİDİR. DAVACI, SÜRÜCÜYÜ BELİRTEREK KAYIT MALİKİ İŞLETENLE BİRLİKTE HUSUMET YÖNELTTİĞİNE GÖRE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN BEYANINA İSTİNADEN HUSUMETİN YANLIŞ YÖNELTİLDİĞİ KABUL EDİLEMEZ. MAHKEMECE İŞLETEN YÖNÜNDEN İŞİN ESASININ İNCELENMESİ GEREKİR
Dava dilekçesinde 6310 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın husumetten reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, trafik kazası nedeniyle hasar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların işleten ve sürücü olmadıkları belirtilerek husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dava, kaza tarihindeki kayıt malikine ve sürücüye yöneltilmiştir. Davada taraf durumunda bulunmayan ve davalı sürücünün babası olan üçüncü kişi, aracı haricen satın aldığını ve olay sırasında kendisinin sürücü olduğunu belirtmişse de noterden devir yapılmaması nedeniyle kayıt maliki olan davalının işleten olduğu kabul edilmelidir. Sürücünün kim olduğu ise tarafların kanıtlarına göre belirlenmelidir. Davacı, sürücüyü belirterek kayıt maliki işletenle birlikte husumet yönelttiğine göre üçüncü kişinin beyanına istinaden husumetin yanlış yöneltildiği kabul edilemez. Mahkemece işleten yönünden işin esasının incelenmesi ve sürücünün kim olduğunun irdelenmesi gerekirken davanın husumetten reddedilmesi bozma nedenidir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , , | Yorumlar Kapalı

Trafik Kazaları Tazminat Davaları

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2009/8743
Karar No.
2010/4002
Tarihi
06.04.2010
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/43
KAVRAMLAR
TRAFİK KAZASI NEDENİYLE DESTEĞİN ÖLÜMÜ
MADDİ TAZMİNAT
ZARAR VE YARARIN DENKLEŞTİRİLMESİ İLKESİ
YASAL FAİZİN GÜNCELLENMESİ
TAZMİNATTAN İNDİRİM
ÖZET
DAVA DIŞI SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN DAVACILARA 4.000,00 TL TAZMİNAT ÖDENMİŞTİR. YEREL MAHKEMECE SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN DAVACILARA YAPILAN ÖDEMELER HERHANGİ BİR GÜNCELLEME YAPILMADAN İNDİRİLMİŞTİR. SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN VERİLEN PARAYI TAZMİNAT HESABININ YAPILDIĞI GÜNDEN ÖNCE ALAN DAVACILAR, BU PARANIN TAZMİNAT HESABININ YAPILDIĞI GÜNE KADAR İŞLEYEN YASAL FAİZİ KADAR KAZANIM SAĞLAMIŞ OLACAKLARINDAN, ZARAR VE YARARIN DENKLEŞTİRİLMESİ İLKESİ GEREĞİNCE, SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN YAPILAN ÖDEMENİN, TAZMİNAT HESABININ YAPILDIĞI GÜNE KADAR GEÇEN SÜREYE İLİŞKİN YASAL FAİZİNİN GÜNCELLEŞTİRİLİP BELİRLENEREK, HESAPLANAN TAZMİNAT TAN İNDİRİLMESİ GEREKİR. YEREL MAHKEMECE, OLAY NEDENİYLE SİGORTA ŞİRKETİ TARAFINDAN DAVACILARA ÖDEMENİN YAPILDIĞI GÜN İLE TAZMİNAT HESAPLANMASINA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ RAPORUNUN DÜZENLENDİĞİ GÜN ARASINDA GEÇEN SÜREDE, SİGORTA ŞİRKETİNDEN ALINAN PARANIN GETİRDİĞİ YASAL FAİZ GÜNCELLEŞTİRİLİP BELİRLENEREK, HESAPLANAN TAZMİNAT TUTARINDAN İNDİRİLMEMİŞ OLMASI DA AYRI BİR BOZMA NEDENİDİR
Davacı M. T. ve diğerleri vekili tarafından, davalı Ö. O. ve A. K. O. aleyhine 03/10/2002 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/04/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 06/04/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar adlarına gelen olmadı, karşı taraftan davacılar vekili geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Diğer temyiz itirazlarına gelince;

a ) Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.

Davacılar tarafından 15/12/2008 gününde verilen ıslah dilekçesi harçsız olduğu gibi karşı tarafa da tebliğ edilmemiştir. Harcı alınmayan ıslah dilekçesinin hukuki geçerliliği bulunmadığından değerlendirmeye alınamaz ve ıslah dilekçesinde belirtilen istek yönünden inceleme yapılarak karar verilmez.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek. 15/12/2008 günlü ıslah dilekçesine değer verilmek suretiyle yazılı biçimde karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

b ) Davacılar tarafından 10/04/2009 gününde sunulan ıslah dilekçesine karşı davalılar vekili zamanaşımı savunmasında bulunmuşsa da yerel mahkemece bu savunma değerlendirilmemiştir. Olay, 15/08/2002 günü gerçekleşmiş olup zamanaşımı savunması ile karşılanan ıslah, 10/04/2009 gününde yapılmıştır. Borçlar Yasası’nın 60/2 ve 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık ( uzamış ) ceza zamanaşımı süresi, ıslah dilekçesinin verildiği 10/04/2009 gününde geçmiş olduğundan. 10/04/2009 günlü ıslah dilekçesi ile artırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddedilmemiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.

c ) Davalılar, olayda yaşamını yitiren desteği sırf hatır için taşıdığını savunmuşlardır. Hatır taşımacılığında yalnız yolcunun yararı söz konusu olduğu ve taşıyanın karşılıksız olarak onu taşıdığı bu gibi durumlarda Borçlar Yasası’nın 43. maddesi gereğince zararın bir bölümünün tazminat alacaklısının üzerinde bırakılması gerekir.

Yerel mahkemece, olayda hatır taşıması olup olmadığının tartışılıp değerlendirilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.

d ) Dava dışı sigorta şirketi tarafından davacılara 4.000,00 TL tazminat ödenmiştir. Yerel mahkemece sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan ödemeler herhangi bir güncelleme yapılmadan indirilmiştir.

Sigorta şirketi tarafından verilen parayı tazminat hesabının yapıldığı günden önce alan davacılar, bu paranın tazminat hesabının yapıldığı güne kadar işleyen yasal faizi kadar kazanım sağlamış olacaklarından, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizinin güncelleştirilip belirlenerek, hesaplanan tazminat tan indirilmesi gerekir.

Yerel mahkemece, olay nedeniyle sigorta şirketi tarafından davacılara ödemenin yapıldığı gün ile tazminat hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunun düzenlendiği gün arasında geçen sürede, sigorta şirketinden alınan paranın getirdiği yasal faiz güncelleştirilip belirlenerek, hesaplanan tazminat tutarından indirilmemiş olması da ayrı bir bozma nedenidir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın ( 2/a, b, c ve d ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 06.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , , | Yorumlar Kapalı

Trafik Kazası Tazminat

T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2010/2606
Karar No.
2010/3934
Tarihi
27.04.2010
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/46
6762-TÜRK TİCARET KANUNU ( TTK )/1281
KAVRAMLAR
MADDİ TAZMİNAT
TRAFİK KAZASI
ÖZET
DAVACININ MÜTERAFİK KUSURU BULUNMADIĞI, KAZA SONRASINDA % 100 İŞ GÜCÜ KAYBINA UĞRADIĞI GEREKÇESİ İLE DAVANIN KABULÜNE, 80.000,00 TL’NİN TEMERRÜD TARİHİ OLAN 17.03.2008′DEN İTİBAREN İŞLEYECEK FAİZİ İLE DAVALIDAN TAHSİLİNE KARAR VERİLMİŞ, HÜKÜM, DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN TEMYİZ EDİLMİŞTİR
Taraflar arasındaki tazminat davası yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile 80.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı vekili, müvekkilinin kanıtlanan zarardan limitle sorumlu olduğunu, temerrüde düşürülmediğini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının müterafik kusuru bulunmadığı, kaza sonrasında % 100 iş gücü kaybına uğradığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 80.000,00 TL’nin temerrüd tarihi olan 17.03.2008′den itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA aşağıda dökümü yazılı 3.672,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı sigorta şirketinden alınmasına, 27.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , | Yorumlar Kapalı

Trafik Kazaları Tazminat

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2009/11806
Karar No.
2010/7278
Tarihi
16.06.2010
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/45
4721-TÜRK MEDENİ KANUNU (MK)/28/8
KAVRAMLAR
TRAFİK KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT
SAĞ DOĞMAYAN CENİN
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
HAK EHLİYETİ
ÖZET
DAVACILARDAN FATMA’NIN TRAFİK KAZASI GEÇİRDİĞİ SIRADA 13 HAFTALIK HAMİLE OLDUĞU, KAZAYA BAĞLI OLARAK DÜŞÜK YAPTIĞI DOKTOR RAPORLARI İLE ANLAŞILMAKTADIR. 13 HAFTALIK HAMİLELİĞİN DÜŞÜK İLE SONUÇLANMASI DURUMUNDA CENİN, SAĞ OLARAK DOĞMADIĞI İÇİN KİŞİLİK KAZANAMAMIŞTIR. KİŞİLİK KAZANAMADIĞINDAN HAK EHLİYETİ DE BULUNMAYAN CENİNİN İLERİDE DAVACILARA DESTEK OLACAĞI DA DÜŞÜNÜLEMEZ. YEREL MAHKEMECE AÇIKLANAN OLGULAR GÖZETİLEREK; DAVACILARIN, KOŞULLARI OLUŞMAYAN DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI İSTEMLERİNİN REDDEDİLMESİ GEREKİRKEN, YERİNDE OLMAYAN GEREKÇEYLE, YAZILI BİÇİMDE KARAR VERİLMİŞ OLMASI USUL VE YASAYA UYGUN DÜŞMEDİĞİNDEN KARARIN BOZULMASI GEREKMİŞTİR
Davacı Yusuf ve diğeri vekili Av. O.O. tarafından, davalı Metin ve Enver aleyhine 07.09.2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.04.2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar Metin ve Enver vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların manevi tazminata yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davalıların maddi tazminata ilişkin temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle, davacılardan Fatma’nın düşük yapmasından dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar Metin ile Enver tarafından temyiz olunmuştur.

Davacılar, davalı sürücünün kusuru ile meydana gelen trafik kazasında, 13 haftalık hamile olan davacı Fatma’nın düşük yaptığını, 6 yaşında bir kız çocukları olduğunu, bir çocuk sahibi daha olmak için tedavi olduklarını, doğacak olan çocuklarını kaybetmeleri nedeni ile onun desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir.

Davalılar ise, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Yerel mahkemece, meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek, kaza nedeni ile düşen ceninin desteğinden mahrum kalmalarına dayalı olarak davacılar yararına maddi ve manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir.

Medeni Yasa’nın 8/1. maddesinde her insanın hak ehliyeti olduğu, 28. maddesinde de kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı kuralına yer verilmiştir. Kişiliğin hangi anda kazanılacağı, kişinin hak ve yükümlülüklere sahip olması ve hukuk düzenince korunması yönünden önem taşır. Çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde edeceği belirtilerek, cenine de koşullu olarak hak ehliyeti tanınmasına ilişkin Medeni Yasa’nın 28/2. maddesindeki yasal düzenlemenin amacı, Miras Hukuku ve özel hukuk bakımından açılacak davalar yönünden önem taşımaktadır. Miras Hukuku yönünden sağ olarak doğmayan cenin mirasçı olamaz.

Destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayanağı ise Borçlar Yasası’nın 45. maddesi olup aynı maddenin 2. fıkrası gereğince ölenin yardımından yoksun kalanların zararının da karşılanması gerekir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçiminin bir bölümü veya tümünü sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm meydana gelmeseydi az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kişi destek sayılır, ilk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayılan ( farazi ) destek kavramı söz konusudur.

Dava konusu olayda; davacılardan Fatma’nın trafik kazası geçirdiği sırada 13 haftalık hamile olduğu, kazaya bağlı olarak düşük yaptığı doktor raporları ile anlaşılmaktadır. 13 haftalık hamileliğin düşük ile sonuçlanması durumunda cenin, sağ olarak doğmadığı için kişilik kazanamamıştır. Kişilik kazanamadığından hak ehliyeti de bulunmayan ceninin ileride davacılara destek olacağı da düşünülemez.

Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek; davacıların, koşulları oluşmayan destekten yoksun kalma tazminatı istemlerinin reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 16.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , , , | Yorumlar Kapalı

İş Kazası Sonucu Ölüm Ana Babaya Gelir Bağlanması

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2009/7618
Karar No.
2009/17275
Tarihi
12.11.2009
İLGİLİ MEVZUAT
506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/12/24/99/E.46
4958-SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU/35
KAVRAMLAR
İŞ KAZASI NEDENİYLE ANA BABAYA GELİR BAĞLANMASI
KANUNLARIN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI
ÖZET
UYUŞMAZLIĞIN DAYANAĞINI OLUŞTURAN İNCELEME KONUSU 4958 SAYILI KANUNDA YURURLUĞE İLİŞKİN OZEL BİR DUZENLEMENİN BULUNMAMASI VE ANILAN KANUNLA 506 SAYILI KANUNA EKLENEN EK 46′NCI MADDENİN BİR YURURLUK MADDESİ OLMAYIP, SADECE, BAĞLANAN OLUM GELİRİNİN KESİLMESİ YONUNDEN BİR DUZENLEME İCERMESİ KARŞISINDA, SOSYAL GUVENLİK KURALLARININ TANIMLANAN NİTELİĞİ NEDENİYLE, SONUC OLARAK, 24′UNCU MADDEYLE İLGİLİ GORULMEKTE OLAN DAVALARDAKİ UYUŞMAZLIKLARDA HER İKİ DUZENLEMEDEN ANA VE BABA YARARINA OLAN DUZENLEMENİN UYGULANMASI GEREKMEKTEDİR
Davacılar vekili; sigortalı oğullan uzerinden davacılara, davalı Sosyal Guvenlik Kurumu Başkanlığı (devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı) tarafından emekli maaşı bağlanması veya nakdi odeme yapılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş, son oturumda ise isteminin aylık ve gelir bağlanmasına yonelik olduğunu acıklamıştır.

Mahkemece dava kısmen kabul edilerek, davacılara 01.09.2003 tarihinden gecerli olmak uzere aylık (gelir) bağlanması gerektiğinin tespiti yonunde hukum kurulmuştur.

Hukmun, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi uzerine, temyiz isteğinin suresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T.O. tarafından duzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan soma işin gereği duşunuldu ve aşağıdaki karar tespit edildi.

02.11.1998 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu, davacıların cocuğu olan sigortalının bekar olarak yaşamını yitirmesi uzerine sigorta mufettişince yapılan soruşturma sonrası duzenlenen 24.03.2000 gunlu teftiş raporuyla davacı anne ve babanın olum gelirine hak kazanmadıklarının belirlendiği, 31.05.2005 tarihinde gelir tahsis başvurusunda bulunan davacıların istemlerinin davalı Kurumca reddedilmesi uzerine iş bu davanın acıldığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Ana ve babaya gelir bağlanması” başlığını taşıyan 24′uncu maddesinin birinci fıkrası, “Sigortalının olumu tarihinde eşine ve cocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının %70′inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler halinde, gecimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına gelir olarak verilir. Ancak bunların her birinin hissesi sigortalının yıllık kazancının %70′inin dortte birini gecemez.” hukmunu icermekte iken 06.08.2003 gunu yururluğe giren 4958 sayılı Kanunun 35′inei maddesi ile fıkrada yer alan “gecimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibaresi, “sosyal guvenlik kuruluşlarına tabi calışmayan veya 2022 sayılı Kanuna gore bağlanan aylık haric olmak uzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” biciminde değiştirilmiş; ayrıca, 4958 sayılı Kanunun 53′uncu maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen ek 46′ncı madde ile; bu maddenin yururluğe girmesinden soma olen sigortalıların anne ve babalarına bağlanan gelir ve aylıkların sosyal guvenlik kuruluşlarına tabi olarak calışmaya başladıkları veya 2022 sayılı Kanuna gore bağlanan aylık haric olmak uzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almaya başladıkları tarihi izleyen odeme donemi başından itibaren kesileceği yonunde duzenleme yapılmıştır.

Bu aşamada; anılan yasal değişikliğin yururluğe girdiği tarihten once gercekleşen olumlerde, hak sahibi anne ve/veya babaya gelir bağlanabilmesi icin hangi koşulların aranması gerektiği uzerinde durulması gerekmekte olup, uyuşmazlığın cozumu, sosyal guvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesi ile birlikte kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini de zorunlu kılmaktadır. Kanunların geriye yurumesi konusunda mevzuatımızda genel bir duzenleme olmadığı gibi; konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2004 gun ve 528/533 sayılı ilamında da acıkca belirtildiği gibi. kural olarak; her kanun, yururluğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuclarını doğurmaya başlar ve bu tarihten soma meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yururluğe girmelerinden onceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yurumeyecekleridir. Genel kural bu olmakla beraber; kamusal nitelikteki sosyal guvenlik hukukunda, suregelen uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya duzenleyici kural “derhal yururluğe girme, , niteliği nedeniyle uygulanmalı ve hukuki sonuclarını doğurmalıdır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya duzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar uzerinde hukuki sonuc doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı taşımaktadır. Kanunların zaman yonunden uygulanmalarında soz konusu temel kural ortaya konulduktan soma onemle belirtilmelidir ki; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanunda yururluğe ilişkin ozel bir duzenlemenin bulunmaması ve anılan Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 46′ncı maddenin bir yururluk maddesi olmayıp, sadece, bağlanan olum gelirinin kesilmesi yonunden bir duzenleme icermesi karşısında, sosyal guvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle, sonuc olarak, 24′uncu maddeyle ilgili gorulmekte olan davalardaki uyuşmazlıklarda her iki duzenlemeden ana ve baba yararına olan duzenlemenin uygulanması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulumun 06.04.2005 gun ve 2005/10-183 Esas, 2005/241 Karar numaralı ilamında da aynı goruş benimsenmiştir.

Diğer taraftan; 506 sayılı Kanunun “Zamanaşımı ve hakkın duşmesi” başlıklı 99′uncu maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunda aksine hukum bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan gelirin, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl icinde istenmezse zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda olanların gelirlerinin, yazılı istek gununu izleyen aybaşından itibaren başlayacağı belirtilmiştir.

Yukarıdaki acıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mahkemenin, sozu edilen yasal değişikliği gozeten yaklaşımı yerinde ise de, bu konuda yeterince inceleme yapılmadığı belirgindir. Bu bakımdan; davacılar yonunden 24′uncu maddede yer alan, sosyal guvenlik kuruluşlarına tabi calışmama veya 2022 sayılı Kanuna gore bağlanan aylık haric olmak uzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almama koşullarının gercekleşip gercekleşmeği yonunde yontemince araştırma yapılmalı, iş kazası sonrası davacıların tahsis başvurularına ilişkin tum bilgi ve belgeler Kurumdan getirtilmeli, zamanaşımı ve gelir başlangıcı konusu, 99′uncu madde hukmu de dikkate alınarak irdelenmeli ve elde edilecek sonuca gore karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular goz onunde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hukum kurulması isabetsizdir.

Ayrıca 506 sayılı Kanunun 12′nci maddesinde; iş kazaları ile meslek hastalıkları halinde sağlanan sigorta yardım turu, sigortalının olumunde hak sahiplerine gelir bağlanması olarak acıklanmış, 24′uncu madde başlığı “Ana ve babaya gelir bağlanması” olarak duzenlenmiş, anılan madde iceriğinde “gelir” terimine yer verilmiştir. Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanununun 388′inci maddesinin son fıkrasında ise; yargılama sonunda kurulan hukum sonucu kısmında, gerekceye ait herhangi bir soz yinelenmeksizin, istek sonuclarından her biri hakkında verilen hukumle taraflara yuklenen borc ve tanınan hakların, mumkunse sıra numarası altında birer birer, acık, kuşku ve duraksama uyandırmayacak şekilde gosterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiş, 389′uncu maddesinde de, mahkemece verilen karar ile iki tarafa yuklenen gorev ve tanınan hakların kuşku ve duraksamaya yol acmayacak surette oldukca acık yazılması gerektiği yonunde duzenleme yapılmıştır. Mahkeme hakimi. Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanununun 74′uncu maddesi gereğince istemle bağlı ise de, davacı tarafın taleplerinin hukuki nitelendirmesi kendisine duşen gorevdir ve taraflar arasında cekişme konusu yapılan, konularda yasal mevzuat suzgecinden gecirmeden hukum kuramaz. Bu bakımdan kabule gore; eldeki davada, mahkemece oluşturulan hukum fıkrasında davacılara bağlanması gereken sosyal sigorta yardımı belirtilirken “gelir” ile birlikte uzun vadeli sigorta kolları yonunden uygulama olanağına sahip “aylık” sozcuğune de yer verilerek yukarıda anılan duzenlemelere aykırı ve hukmun yerine getirilmesi aşamasında kuşku ve duraksamaya yol acıcı nitelikte karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yonleri amaclayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hukum bozulmalıdır.

SONUC: Temyiz edilen hukmun yukarıda acıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.11.2009 gununde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged | Yorumlar Kapalı

Bağımsız Çalışanların İş Kazası Sonucu Ölümü

T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2008/15850
Karar No.
2009/18966
Tarihi
21.12.2009
İLGİLİ MEVZUAT
1479-ESNAF VE SANATKARLAR VE DIGER BAGIMSIZ ÇALISANLAR SOSYAL SIGORTALAR KURUMU KANUNU (BAĞ-KUR )/41/43
2926-TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNU/2/23/3/E.3
KAVRAMLAR
ÖLÜM AYLIĞI
İŞ KAZASI
TARIMSAL FAALİYET SIRASINDA ÖLÜM
ÖZET
ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANMASI TALEBİNDE BULUNULAN 18.07.2006 GÜNLÜ BAŞVURU TARİHİ İTİBARİYLE 2926 SAYILI KANUN’UN ÖLÜM SİGORTASINDAN AYLIK BAĞLANMA ŞARTLARI BAŞLIKLI 23. MADDESİNİN 02.08.2003 GÜNLÜ RESMİ GAZETE’DE YAYINLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 4956 SAYILI KANUN’UN 56. MADDESİYLE İPTAL EDİLMİŞ, AYNI YASA’NIN 54. MADDESİYLE 2926 SAYILI KANUN’A EKLENEN EK 3. MADDE İLE 1479 SAYILI KANUN’UN BAZI MADDELERİNİN 2926 SAYILI KANUN’A TABİ SİGORTALILAR HAKKINDA DA UYGULANACAĞININ ÖNGÖRÜLMÜŞ OLMASI KARŞISINDA VE “SİGORTALI İKEN GEÇİRDİĞİ İŞ KAZASI VEYA MESLEK HASTALIĞI SONUCU ÖLENLER İÇİN PRİM ÖDEME SÜRESİ ARANMAYACAĞI” YOLUNDAKİ 1479 SAYILI KANUN’UN 41/SON VE 43/SON MADDELERİ DİKKATE ALINARAK DAVACIYA 01.08.2006 TARİHİNDEN GEÇERLİ OLMAK ÜZERE ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİN TESPİTİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, EKSİK İNCELEME VE YANILGILI DEĞERLENDİRME SONUCU YAZILI ŞEKİLDE KARAR VERİLMESİ, USUL VE YASAYA AYKIRI OLUP, BOZMA NEDENİDİR
Davacı, eşi Ahmet’in 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı iken 02.02.1989 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini belirterek kendisine ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; 2926 sayılı Kanun’da iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına yer verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Davacının murisi Ahmet’in, Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak, 7883 … … sicil sayısı ile 01.07.1988 tarihinde tescil edildiği, 26.09.1988 tarihinde 64.000 lira prim ödedikten sonra 02.02.1989 tarihinde İş kazası sonucu vefat ettiği, davacının 12.01.1990 günlü başvurusunun, Bağ-Kur Bursa İl Müdürlüğümün 29.01.1990 ve 05073 sayılı yazısı İle “sigortalı Ahmet’in 02.02.1989 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğinin anlaşıldığı, ancak 2926 sayılı Kanun’a göre ölüm aylığı bağlanabilmesi için sigortalının ölüm tarihinde 1 tam yıl prim ödemiş olması gerektiği, murisin ise 7 ay 1 günlük sigortalılığının bulunduğu” gerekçesiyle reddedildiği, davacının 18.07.2006 tarihli başvurusunun da SGK ( devredilen Bağ-Kur ) Bursa İl Müdürlüğü’nün 11.01.2007 gün ve 274370 sayılı yazısı ile yine aynı gerekçeyle reddedildiği dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Bağ-Kur Bursa İl Müdürlüğü’nün 22.05.1990 gün ve 24701 sayılı yazısı ile Ahmet’in hak sahiplerine toptan ödeme yapılması İçin T.H… Bankası O… Şubesi Müdürlüğü’ne talimat verildiği, aynı yazının bilgi için davacı Nuriye’ye de yazıldığı ancak bu toptan ödeme yazısının Nuriye’ye tebliğ edildiğine dair belgenin, ayrıca toptan ödemenin yapıldığına dair ödeme makbuzunun dosya içinde bulunmadığı, davacının; yeniden ölüm aylığı bağlanmasını isteyen 18.07.2006 günlü dilekçesinde yapılan toptan ödemeyi almadığını bildirmesi üzerine Kurumca toptan ödemenin alındığının belgelenemediği gibi H… Bankası Şube Operasyonları Daire Başkanlığı’nın 09.11.2006 günlü, H… Bankası O… Şubesi’nin 09.01.2007 günlü cevabi yazılarında Banka Arşiv Yönetmeliği’ne göre 10 yılı geçen kayıtların imha edilmesi nedeniyle toptan ödeme yapılıp yapılmadığına dair bilgi bulunmadığının bildirilmiş olmasına göre toptan ödemenin yapılmadığının kabulü gerekir.

Dava; 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olan Ahmet’in ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun ve sigortalının eşi olan davacıya ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, öncelikle sigortalının ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin istem yönünden; bu talebin yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’un 2 ve 3. maddelerinin incelenmesi gerekir.

Anılan Kanun’un 2. maddesi uyarınca; Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi İle bağlı olmaksızın 3. maddenin ( b ) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar. Atıfta bulunulan 3. maddenin “g” bendinde; “iş kazası”; “tarımsal faaliyetleri dolayısıyla sigortalıları hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay” olarak tanımlanmıştır. Maddenin “b” bendinde ise “Tarımsal Faaliyette Bulunanlar”; “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim, dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak ifade edilmiştir.

2926 sayılı Kanun’a tabi zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalıları yönünden olayın iş kazası olarak kabulü için Kanunda yer alan iş kazası tanımındaki unsurların gerçekleşmesi, diğer bir anlatımla, sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça zarara uğratan olayın “tarımsal faaliyetler dolayısıyla” meydana gelmiş olması gereklidir.

Tarımsal faaliyet kavramına giren faaliyetler, Kanunda; kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim, dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyet olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, iş kazası tanımında yer alan “dolayısıyla” kelimesinin ifade ettiği anlamın da açıklanması gerekmektedir. “Dolayısıyla” kelimesi; “sebebiyle, yüzünden, …den dolayı” anlamlarını içermektedir. Bu açıklamanın ışığında, sigortalının arızaya uğradığı olayın iş kazası olarak kabulü için tarımsal faaliyet sebebiyle, tarımsal faaliyet yüzünden ve diğer bir anlatımla tarımsal faaliyetten dolayı meydana gelmiş olması gerekli ve zorunludur. ( HGK 14.10.2009 gün ve 2009/10-374-437 sayılı kararı )

Somut olayın incelenmesinde; sigortalının ölümü ile sonuçlanan zararlandırıcı sigorta olayının, sigortalının, kendisine ait traktörle %35-40 derece eğimli tarlanın karlı ve buzlu havada sürülmesi sırasında kayan traktörün altında kalıp ölmesi şeklinde meydana geldiğinin çekişmesiz bulunmasına göre, ölümün; tarımsal faaliyet dolayısıyla meydana gelen iş kazası olduğunun kabulü gerekir.

Ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunulan 18.07.2006 günlü başvuru tarihi itibariyle 2926 sayılı Kanun’un ölüm sigortasından aylık bağlanma şartları başlıklı 23. maddesinin 02.08.2003 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesiyle iptal edilmiş, aynı Yasa’nın 54. maddesiyle 2926 sayılı Kanun’a eklenen ek 3. madde ile 1479 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağının öngörülmüş olması karşısında ve “sigortalı İken geçirdiği iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölenler için prim ödeme süresi aranmayacağı” yolundaki 1479 sayılı Kanun’un 41/son ve 43/son maddeleri dikkate alınarak davacıya 01.08.2006 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , | Yorumlar Kapalı

Ölen İşçinin Eş ve Çocuklarının Tazminat Hakkı

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2008/16956
Karar No.
2009/21076
Tarihi
23.12.2009
İLGİLİ MEVZUAT
818-BORÇLAR KANUNU/41
KAVRAMLAR
İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜM
MANEVİ TAZMİNAT
KUSUR RAPORUNUN YETERSİZ OLMASI
SİGORTALININ EŞİ İLE ÇOCUKLARININ MANEVİ ZARARLARININ GİDERİLMESİ
ÖZET
DAVALI İŞVERENCE SUNULAN VE SSK ANKARA EĞİTİM HASTANESİNCE DÜZENLENDİĞİ ANLAŞILAN 16.04.2003 VE 21.04 2003 TARİHLİ RAPORLARIN PERİYODİK KONTROL NİTELİĞİNDE OLUP OLMADIĞININ DÜZENLENME AMACININ ARAŞTIRILMAMASI İSABETSİZ OLDUĞU GİBİ KAZALININ BELİRLENMİŞ BİR RAHATSIZLIĞINA RAĞMEN AYNI İŞTE ÇALIŞTIRILMASI NEDENİYLE BEYİN KANAMASI GEÇİRDİĞİ BELİRLENMEDEN, YALNIZCA İŞÇİNİN PERİYODİK KONTROLLERİNİN YAPILMAMASI NEDENİNE DAYALI OLARAK İŞVERENE %60 ORANINDA KUSUR VERİLMESİ DE HATALIDIR
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 40.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi umu vekillerince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.12.2008 Salı günü tayın edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat Seyit Ali Koç ile karsı taraf vekili Avukat Yusuf Tuna geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek ayın gün Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dava 03.10.2003 tarihinde meydana enden iş kazası sonucu ölen sigortalının eşi ile çocuklarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar davacı ile davalı tarafça süresinde temyiz edilmiştir.

Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, ölümüyle sonuçlanan olasın iş kazası olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kusurun aidiyeti ve oranları konusunda toplanmaktadır.

İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli oları yapmak ve bu husustaki şartlan sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İs Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur

Hükme dayanak alınan 04.06.2008 günü bilirkişi raporunda; olayda; İşçisinin sağlık durumunun yaptığı işe uygun olup olmadığını sağlık raporu alarak belgelemeyen, yıllık sağlık kontrollerini muntazam yaptırmayan işverenin % 60 oranında kusurlu bulunduğu, işçinin kusurunun bulunmadığı, daha önce herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığı ve genetik yapısı bilinmeyen işçinin beyin kanaması geçirdiği olayda kişisel yatkınlıkta olabileceğinden kaçınılmazlık olgusunun % 40 oranında etkili bulunduğu belirtilmiştir.

Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler. İş Kanunu’nun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, dosyadaki bilgi ve belgelere göre işverene azda olsa bir kusur verilmeyen kusur raporunun, İş Kanunu’nun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.

Öte yandan davalı işverence sunulan ve SSK Ankara Eğitim hastanesince düzenlendiği anlaşılan 16.04.2003 ve 21.04 2003 tarihli raporların periyodik kontrol niteliğinde olup olmadığının düzenlenme amacının araştırılmaması isabetsiz olduğu gibi kazalının belirlenmiş bir rahatsızlığına rağmen aynı işte çalıştırılması nedeniyle beyin kanaması geçirdiği belirlenmeden, yalnızca işçinin periyodik kontrollerinin yapılmaması nedenine dayalı olarak işverene %60 oranında kusur verilmesi de hatalıdır.

Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yukarıda açıklandığı biçimde yeniden inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikle değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yalnızca işçinin periyodik kontrollerinin yapılmaması nedenine dayalı olarak işverene % 60 oranında kusur verilen inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunun hükme dayanak alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalının bu yönleri kapsayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmen yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre manevi tazminatların miktarına ilişkin tarafların sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, davalı yararına takdir edilen 550.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 60.00 YTL temyiz başvuru harcını davacı yatırmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, temyiz harcı ile temyiz başvuru harcının davalıya iadesine, 23.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged , | Yorumlar Kapalı

İş Kazası Sonucu Ölüm Maddi Tazminat Hesaplama

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2009/15074
Karar No.
2009/16961
Tarihi
24.12.2009
İLGİLİ MEVZUAT
506-SOSYAL SİGORTALAR KANUNU ( SSK )/23
818-BORÇLAR KANUNU/41
KAVRAMLAR
İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜM
HÜKME EN YAKIN TARİHTE BELLİ OLAN VERİLERE GÖRE MADDİ TAZMİNATIN HESAPLANACAĞI
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
EVLİLİK
ÖZET
HÜKÜM TARİHİNE EN YAKIN TARİHTE BELLİ OLAN VERİLER ( ASGARİ ÜCRETTEKİ ARTIŞLAR VEYA TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN GETİRDİĞİ OLANAKLAR ) VE DAVACILAR SONAY VE TÜLAY YÖNÜNDEN EVLİLİK TARİHİ İTİBARİYLE DESTEK ALMA SÜRELERİ SONA ERECEĞİNDEN EVLENME TARİHİNE KADAR MADDİ ZARAR HESABI YAPILARAK VE HÜKÜM TARİHLİNE EN YAKIN TARİHTEKİ SSK TARAFINDAN BAĞLANAN GELİRLERİN PEŞİN SERMAYE DEĞERLERİ DÜŞÜLEREK YENİDEN HESAP RAPORU ALMAK, ALINAN HESAP RAPORUNDAKİ MİKTAR BOZMADAN ÖNCE BELİRLENEN TAZMİNAT MİKTARINDAN FAZLA OLDUĞU TAKDİRDE, BOZMADAN ÖNCEKİ KARARDA BELİRLENEN MİKTARI GEÇMEMEK ÜZERE KARAR VERMEKTEN İBARETTİR
Davacı, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre verilen Kararın bozma kararma uygun olmasına davacı ve davalıların aşağıdaki bendin kapsam: dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava 26.7.2002 tarihinde gerçekleşen iş kazasında ölen sigortalı işçi Sadettin’in hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.

Maddi zarar hesabının yeniden yapılmasına ilişkin bozma ilamına göre, Mahkemenin işlem yapması doğrudur. Ne var ki sonuçta bozmadan önceki hesap raporuna dönülerek buna göre, karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Gerçekten, hesap raporunun yeniden yapılması halinde raporun düzenlendiği tarihte bilinen verilerin esas alınması gerekir. Önceki rapordaki ücret ve diğer unsurlar değiştiğinden, yeni ve bilinen dönemlerin esas alınması zorunludur. Ne var ki ilk rapora ve hükme davacının itiraz etmemesi hallerinde, davalı yararına oluşan kazanılmış hakkın da korunması Hukuk Usul Sistemimiz gereğidir. Bu kazanılmış hakkın sınırı da; maddi zarar hesabı sonucu ve varsa sigorta tahsisleri nesin değerinin düşülmesinden sonra bulunan fark sonuçtur. İşte bu fark veya bulunan sonuç, maddi tazminat yönünden kazanılmış hak sınırını oluşturur. Yoksa ilk hesap raporunun tüm donelerini kazanılmış hakkın kapsamı içinde düşünmek maddi zarar hesabına ilişkin kuralara ters düşer.

Somut olayda bozma öncesi 8.6.2005 tarihli kararda davacıların maddi tazminat talepleri SSK’dan iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan ve SSK peşin sermaye değerleri düşülmeksizin 16.12.2004 tarihli hesap raporu doğrultusunda kabul edilerek davacı eş Ayşe için 27.771.33 TL sigortalının kızı Semra için 2.463.80 TL oğlu Ramazan için 2.463.80 TL, kızı Tülay için 3.219.97 TL, kızı Sonay için 5.249.27 TL ve kızı Zinet için 6.449.48 TL maddi tazminata hükmedilmiş karar sadece davalı işveren tarafından temyiz edilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada ise,yukarıda izah edilen kurallara aykırı olarak, ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen maddi zarardan SSK taralından bağlanan peşin sermaye değerleri düşülerek hükümde belirtildiği üzere bir kısım davacılar yönünden maddi tazminat taleplerini reddine bir kısım davacılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin, belirtilen bu maddi ve hukuksal olguları dikkate almadan karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir

Öte yandan, davacı Sonay 18.3.1987 doğumlu olup 25.7.2005 tarihinde evlenmesine rağmen bilirkişi tarafından ortalama evlenme çağına göre 22 yaşının bitimine kadar, Tülay 16.12.1984 doğumlu olup 25.6.2004 tarihinde evlenmiş olmasına rağmen aynı şekilde 22 yaşın bitimine kadar destek hesabı yapılması da doğru değildir.

Yapılacak iş hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler ( asgari ücretteki artışlar veya toplu iş sözleşmesinin getirdiği olanaklar ) ve davacılar Sonay ve Tülay yönünden evlilik tarihi itibariyle destek alma süreleri sona ereceğinden evlenme tarihine kadar maddi zarar hesabı yapılarak ve hüküm tarihline en yakın tarihteki SSK tarafından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerleri düşülerek yeniden hesap raporu almak, alınan hesap raporundaki miktar bozmadan önce belirlenen tazminat miktarından fazla olduğu takdirde, bozmadan önceki kararda belirlenen miktarı geçmemek üzere karar vermekten ibarettir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli. hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 24.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Posted in Yargıtay Kararları | Tagged | Yorumlar Kapalı